Küresel Piyasalarda Penaltı: SONUÇ “DEZENFLASYON SARMALI”

Normalde sizlere süreci baştan tam manasıyla anlamanız açısından Fısher’ın ortaya attığı Borç deflasyonun günümüze kadar gelişim sürecini  Fısher, Minsky, Bernanke, Moor ve Peter’in tez modellerini açıklayarak anlatacaktım ilk yazdığım makalede fısher denklemine göre

[su_quote]“ fiyatlarda meydana gelen düşmeye bağlı olarak nominal faiz oranları düşerek reel faizlerin artmasına neden olmaktadır. Ayrıca nominal faizleri belirleyen en önemli değişkenin beklenen enflasyon olması ve enflasyon azaldıkça nominal faiz oranlarının azalması reel faizi artırmaktadır. Ancak nominal faiz oranlarının “sıfır” olduğu noktada beklenen enflasyondaki azalışları doğrudan reel faizi artırmaktadır. Yani kısaca nominal faiz oranının sıfır olmadığı noktada beklenen  enflasyon doğrudan reel faizleri etkilemez nominal faiz oranı aracılığıyla dolaylı olarak etkilemektedir.”[/su_quote]

ifade etmiştim  ve FED’in 18 Mart toplantısında bu kararı almasını beklerken bir anda fed hızlı şekilde karar aldı ve Nominal Faiz oranlarını “sıfır” seviyesine çekti bu nedenle yazımın dizinini değiştirerek sizi teorik bilgilendirmelerle sıkmak istemediği için konuyu biraz daha sadeleştirerek anlatmanın uygun olduğunu düşünerek yazı akışını bu yönde değiştirme kararı aldım.

2017-2018 yılından bu yana Türkiye ekonomisinin kriz sürecine gireceğini ve buna paralel olarak dünya ekonomisinin 2020 yılında resesyona uğrayacağı yönündeki görüşleri ifade ederek 2020 yılının küresel resesyon geçirerek küresel bunalıma uğrayacağını bir çok yazımda belirtmişim ancak size 11 Ağustos 2018 yılındaki yazımda

[su_quote]“Dünya ekonomisinde yaşanan küresel çatırdama küresel bir Buhrana doğru ilerleyebilir. Bu durum dünya ticaretinin(stratejik önem) fay hattı olan Türkiye üzerinden dünyaya yayıyalacaktır.

Ülkemizin içinde bulunduğu durum ülke ekonomisinin iç sebepleri ile birlikte Dış dünyada yaşanan sebeplerle hız kazanarak ilerlemektedir. Ülkemizde yaşanan sıkıntılar bizim içinde bulunduğumuz evre 4. Dalgaya ulaştığı anda Avrupa’yı 3. Evre olarak etkileyecek ve küresel çatırdamayı küresel bir bunalıma doğru dönüştürecektir.

Bu etkileşim sürecinde dünya ekonomisi ve dünya siyasetinde şaşıracağınız çok büyük değişimlere ve ortaklıklara sahne olacaktır.

Nasıl ki tarih sahnesinde 1918-1939 “iki savaş arası” dönem olarak yerini almışsa 2008 yılında yaşanan küresel deprem ile süreci atlattığını sanan dünya ekonomisi yeni bir deprem riski ile karşı karşıyadır. Bu depremin gerçekleşmesi ile birlikte dünya ekonomisinde yaşanan 2008 ve yeni çatırdama arasındaki dönem “iki kriz arası dönem olarak adlandırılacaktır.”

Çünkü uygulanan politikalar döngüsel ve yapısal sorunları çözmeye yönelik, fakat sorun daha büyük ve sistematik bir sorun haline gelmiştir. Bunun en büyük göstergesi dünya ticaret savaşlarının artması, ambargoların gündeme gelmesi ve dünya siyasetinin ısınmaya başlamasından anlaşılmalıdır.

Ülkemizin içinde bulunduğu durum ve dünya ekonomi savaşındaki fay hattı olma rolü ile süreçten en çok etkilenen ülke olacaktır. Her ne kadar şuan pek çok ülkede ekonomik sıkıntılar yaşansada bizle birlikte başlayan süreç arkasından ısınan ekonomileride katarak küresel bir bunalıma dönüşecektir.

Ülke olarak her ne kadar sıkıntılı bir sürece girsekte(3 yıl sürecek tahminim) bu süreç sonunda biz krizin yaralarını sararken dünya ekonomisinin içine girdiği girdap ile uğraşırken (minimum 5 yıl ) Ülke olarak kendimizi toplamayı başarabilirsek(O, yüzden ileriye dönük üretim, teknoloji ve AR-GE yatırımları önemli) ülke olarak Oluşacak olan yeni dünya düzeninde daha iyi yerlerde olabiliriz.(Hiç şüphesiz Savaş sonrası kurulan yeni Dünya Düzeni gibi Ekonomik Buhran sonrası Yeni Dünya Düzeni kurulacaktır.)

Güzel günler sana gelmez sen güzel günlere gidersin…..(Fırsatları değerlendirmek gerekiyor.)” [/su_quote]

şeklinde belirtmiştim. Ancak dünyada yaşanan bazı gelişmelerin etkisi ve özellikle “Covid-19” veya “Corona” virüsünün hızlı bir şekilde yayılması dünya ticaretinde küresel piyasaların çok daha hızlı etkilenmesine neden olmuştur.

Corona virüsünün hızlı bir şekilde tüm dünya genelinde yayılması ve can kayıplarına neden olması küresel piyasaları etkileyerek durgunluğun hızlanmasına dünya genelinde ülke ekonomilerinin can damarı olarak gösterilen “Borsa endekslerinin”  zayıflamasına neden olmuştur. Bu nedenle dünya merkez bankaları yaşanan tedirginlikleri azaltmak amacıyla hızlı şekilde ani şok etkisi yaratacak kararlar almaya başlamıştır. Bu dönemde özellikle gelişmiş ülkelerin merkez bankaları faizleri düşürme ve piyasaya sıcak para salarak genişletici para politikası uygulamalarını devreye sokmuşlardır. Özellikle ABD merkez bankası dün gece almış olduğu kararla nominal faizleri “sıfır” seviyesine çekerek piyasaya 700 Milyar $ para salacağını ifade etmiştir.

Ancak küresel piyasaların aşırı ısınmasında ve risk iştahının giderek artmasından kaynaklı olarak alınan bu şok önlemlerinin şahsım adına çok büyük bir etki yaratmayacağını belirterek aslında ABD merkez bankası FED’in de bunun farkında olarak piyasaları istediği zemine çekerek bazı ekonomik kararların alınması amacıyla ben elimden geleni yaptım bu kararlarla olmuyor diyerek dünya ekonomik sistemini yeni bir model üstüne kuracağını düşünmekteyim. Bu sürecin gerçekleşme aşamasında artık FED ben bir süre gerekeni yaptım artık top maliye politikasında yani ABD hükümetinde diyecektir.  Çünkü artık birçok ekonomist dünya ekonomisinin dünya piyasalarının şimdilik “dezanflasyon sarmalı” ileride “deflasyonist sarmalına” girmiş olduğunu fark etmiştir. Dünya ekonomisinde varlık piyasasında başlayan bu sarmal ilerleyen dönemlerde üretim ve finans piyasalarını daha da etkileyerek Mal piyasasında üretimin azalmasına ve bankacılık piyasalarında kredi kanallarının daha da bozularak bankacılık sektörünün ve finans piyasalarının çok büyük etkide olumsuz etkilenmesine neden olacaktır.

Kısacası yaşanan etkilere nedeniyle dünya ekonomisinin resesyona doğru gitmesi bir yandan arz yanlı sıkıntılara neden olurken bir yandan da corona virüsünün etkisiyle talep kaynaklı ortaya çıkan sıkıntılar ekonomi piyasalarında ve ekonomistlerin yorumlarında kafa karışıklığı yaşanmasına neden olmaktadır. Bu nedenle yaşanan olayların etkisi ile dünya ekonomisinin önce durgunluğa daha sonra 1929 kriziden daha çok sosyal ve ekonomik buhran yaratarak toplumsal etkilerin yoğun olarak görüldüğü bir kriz ile karşı karşıya kalma ihtimalini giderek artmaktadır.

Bu yüzden dünya ekonomisinde finansal piyasalara olan güven giderek azalırken mal piyasasında yaşanan arz ve talep kaynaklı sıkıntıların etkisi ile birlikte oluşan kafa karışıklığı kriz ortamında kıtlığın artmasına neden olarak milyonlarca insanın sıkıntı yaşamasına ve psikolojik sorunların ortaya çıkmasına neden olarak ulusların zenginliği döneminin biterek ulusların çöküşü döneminin başladığını kabullenmesine ve piyasalara daha fazla devlet müdahalesinin oluşmasını sağlamasının yanı sıra dünya siyasetinde milliyetçiliğin ön plana çıkarak daha totaliter sistemlerin kabul edilerek totaliter liderlerin iktidara gelmesine imkan sağlayacaktır.

Ayrıca krizden çıkış süreci “Fısher” tezi ile başlayarak “Keynes” tezi ile devam ederek “Yeni Üretim Ekonomi Model Programı” ile son bulacaktır.

SON SÖZ: “Ekonomik cehalet sefalet, sefalet ise daha fazla cehalet getirir”

Comments are closed.