in , , ,

EKONOMİK TEDİRGİNLİK VE YAPISAL REFORMLAR

            EKONOMİK TEDİRGİNLİK-1

Ekonomi seyir halindeki otobüse benzer.Otobüs hızlı giderse, gideceğin yere daha erken varmayı düşünürken yolculuk ilerledikçe hızdan dolayı her an kaza yapma düşüncesine kapılır ve hızını ona göre ayarlamasını istersin. Halk arasında bu gibi durumları, acele işe şeytan karışır, sözüyle ifade eder ve  otobüsün yani ekonominin istikrarlı bir şekilde seyir almasını isteriz.(Hızlı büyüme, enflasyon, balonlar gibi)…
Otobüs yavaş giderse, sabırsızlanır strese girersin. (ekonominin düşük oranlı büyümesi). Bunun sonucunda trafik sıkışmaya başlar ve  bunun sonucunda da gideceğin yere geç ulaşma tedirginliğiyle daha hızlı nasıl giderim diye çıkış yolları aramaya başlarsın (Örneğin ekonomideki resesyon,talep arttırıcı piyasa müdahaleleri v.b).Trafiğin tıkanması ve durma noktasına gelmesi sonucunda otobüs ilerlemediği için ulaşmak istediğin noktaya ulaşamayacağın düşüncesiyle tedirginliğin giderek artar ve yanlış kararlar alırsın(Ekonomide yaşanan depresyon yıllar sürebilen şiddetli durgunluklara sebep olur).

Kur Krizinden Üretim Krizine Doğru Gidiş

Finansal kriz ekonomik krize doğru ilerlerken virajı sert dönen bir otobüs misali yolcuları tedirgin etmeye devam etmektedir. Ekonomik krizler çıkışları itibariyle yorumlanır. Örneğin bunlar;   döviz krizi, kredi krizi, bankacılık krizi ve finansal kriz vb. isimlerle anılır. Eski formatlarına göre daha farklı bir ekonomik kriz kuşağı ile karşı karşıyayız. Kaynağı ne olursa olsun, tüm krizler eninde sonunda “Üretim krizi” olarak şekillenmektedir. Son dönemde ilan edilen konkordatolar, yaşanan iflaslar, tarımda yaşanan ve yaşanmaya devam edecek olan kıtlık bunun göstergesidir.

Kur Şoku Yerini Krize Bıraktı

Günümüz Türkiye Ekonomisinde yaşanan durumun vahameti kuşkusuz ortadadır. Özel sektörün dış borç miktarının yüksek olması sebebiyle 3. Çeyrekte(Haziran-Eylül arası dönemde “yaşanan kur artışından bahsedilmektedir”) şiddetlenen kur artışı ve kredi yapılandırma talepleri artan özel sektörün, içine girdiği girdap küresel iştahın azalması ve ticaret savaşlarının etkisi ile birlikte,  döviz kurunun şiddetli bir şekilde artmaya başlamasına sebep olmuştur. Kurun şiddetli bir şekilde değerlenmesi, ülkemizde kur şokuna sebebiyet verdikten sonra yerini kur krizine bırakmıştır.
Kur krizi veya döviz krizi olarak tanımlanan bu kavramın basit 2 temel göstergesi bulunmaktadır. Bunlardan birincisi ülkenin kendi yerli parasının %30 değer kaybetmesi, ikincisi ise yaşanan bu kaybın bir önceki yıl yaşanan değer kaybından %10 daha fazla olmasıdır. Yaşanan kur krizi dalgalı (esnek) kur sisteminde yaşanıyorsa bunun en büyük nedeni olarak Ülkedeki özel sektör dış borç oranını yüksek olması gösterilmektedir.

Özel sektörün geçmiş yıllarda yaşanan ucuz kredi furyası ile birlikte günümüzde ulaştığı borç miktarı 200 Milyar Dolar civarında ve Dış ticaret açığımız 35 milyar dolar civarı olarak düşünülmektedir. Geçtiğimiz aylarda meydana gelen şok kur artışlarının etkisi ile birlikte kur krizine yakalanmış bulunmaktayız( 10 Ağustosta kendi sosyal medya hesaplarım üzerinden kur krizine girdiğimizi belirtmiştim).
Bu kriz sonucunda özel sektör borç ödeme risklerinin artması, kredi yapılandırma taleplerinin artması ve kredi borçlarının ödenememesi gibi durumlara neden olarak bankacılık sistemi üzerinde olumsuz durumlara sebep olmaktadır. Günümüzde kredi yapılandırma talepleri giderek artmaktadır. Tahminimize göre özel sektörün 35-40 Milyar Dolar civarında kredi yapılandırma talebi bulunmaktadır. Günümüz bankacılık sistemi ortaya çıkan kur krizinin etkileri sebebiyle bu yapılandırma taleplerini karşılaması zor görülmektedir.
Kredi yapılandırma taleplerini karşılanmayan firmalar kedir borçlarını ödemede zorluklar yaşayarak içinde iflas etme riski ile karşı karşıya kalarak konkordato ilan etmektedir. Bu durum zamanla kendini kredi borçlarının ödenmemesi ile birlikte kur krizinin bir sonraki aşaması olan kredi krizine bırakacaktır. Kredi krizinin yaşanması ile birlikte bankacılık sektörü olumsuz bir şekilde etkilenmesi ile birlikte birçok sorun meydana gelecektir. Reel sektör borçlarının ödemekte zorlanması sonucunda üretim krizi kendi göstermeye başlayacak ve büyük bir durgunluk riski(stagflasyon)  ile karşı karşıya kalarak ekonomide enflasyon, işsizlik, faiz artışı ile karşı karşıya kalınarak ekonomik daralmayı beraberinde getirecektir.

Kriz Tipleri Ve Harfler


Ekonomik kriz söylemlerinin artması ile birlikte gündemde krizin şeklinin ne olacağı tartışmaları ile birlikte çeşitli  kriz senaryoları tartışılmaya başlanmıştır.
(V) tipi ekonomik kriz:  Kısa süreli durgunluk(1yıl kadar) olarak ifade edebiliriz kötünün içinde en iyisi olarak ifade edilen kriz tipidir. Kriz önce ekonomiyi bir dip noktasına getirerek daha sonra hızlı bir çıkış sonrasında ekonominin hızlı bir şekilde toplandığı kriz şekli olarak ifade edilmektedir. Ülkemizde daha önce yaşanan 1994 ve 2001 krizleri bu duruma örnek gösterilebilir.
(U) tipi ekonomik kriz: devresel durgunluk(4-6 yıl)  olarak ifade edebiliriz. Kriz dip yapıyor ve belli bir süre dip noktasında kalarak daha sonra toparlanarak dipten çıkmaya başladığı durumu göstermektedir. ABD’nin 1929 yılında yaşamış olduğu büyük ekonomik kriz bu duruma örnek gösterilebilir.
(L) tipi ekonomik kriz:  uzun süreli durgunluk(6-10 yıl ) olarak ifade edebiliriz. Kriz tipleri içerisinde en kötü senaryo olarak ifade edebiliriz. Kriz dip noktasına ulaşıyor ve dip noktasında çok süre kaldığı için ekonomik toparlanma çok uzun sürüyor. 1990 yılında Japonya’nın yaşamış olduğu ekonomik kriz olarak ifade edilebilir.
Ülkemizde yaşanması muhtemel ekonomik krizin “U”şeklinde olacağını düşünmekteyim 2011 yılı Ağustos ayı ile birlikte başlayan yumuşak inişin giderek türbülansa(sert inişe) dönüştüğü zamanların etkisi ile birlikte bir sonraki tatsız aşamaya geçiş tahminime göre 2019 yılının Şubat- Mart ayları arasında kendini gösterecektir. Şu ana kadar kendini uzayan mesailer ve enflasyon altında verilen zamlarla kendini gösteren durum kendini daha şiddetli bir  şekilde göstermeye başlayacak ve şiddetli enflasyon ve giderek artan işsizlik sonucunda hoşnutsuzluk endeksi olarak tabir ettiğimiz endeks yüksek noktalara doğru ulaşacaktır.
Daha önce birçok noktada belirttiğim gibi yaşanması muhtemel kriz sürecinde ve  kriz sonrası araştırmalar sonucunda aşağıdaki şekilde ifade edilecektir.

Yıllara Göre Türkiye ekonomisinin konu başlıkları

2017: Özel Sektör Borç Artışları
2018: Kur artışı (Kur kriz)
2019: Enflasyon (enflasyon+işsizliğin berabar yaşandığı stagflasyon yaşansada 2020 yılındaki işsizlik daha farklı olacaktır.
2020: işsizlik yılı olarak
Ekonomi biliminde asıl mesele kriz tahmininde haklı çıkmak değildir. Yaşanan kriz öncesinde, krizin sebep ve sonuçları arasındaki nedensellik bağlantılarını açıklayarak krizi öngörmek gerçek iktisatçının maharetidir. Partizan önceliklere göre düşünen bir iktisatçı ise, ekonomin dinamiklerini anlamadan, sadece şans eseri olarak böyle bir öngörü başarısı elde edebilir.

Gelecek krizi hafif atlatmak için yatırım veya tasarruf yapın. Harcamalarınızı kontrol ederek hayatınızı değiştirin adlı makalemizi okumanızı tavsiye ederiz.

]]>

Report

What do you think?

0 points
Upvote Downvote

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

VİOP Nedir ? Nasıl İşlem Yapılır ?

EKONOMİYİ YENİDEN TANIMLIYORUZ