Image default
Ekonomi Genel

Köprüyü Geçene Kadar Ayıya Dayı Demek

Şubat ayının başında 5,16 seviyelerini görerek, seçim sonrası en düşük seviyesine gerileyen Dolar,  enflasyon verilerinin gelmesi ile 5,24 seviyelerini test etti ve an itibariyle 5,22 seviyesinde seyretmekte. Bu yazıda USD/TRY kurunun destek, direnç veya gidişatından öte, kurdaki bu yukarı ve aşağı yönlü hareketlerin Türk Ekonomisi’ne etkilerini inceleyeceğiz. Ayrıca Türk Ekonomisinin mevcut durumunu TCMB verileri ile harmanlayacak, Dolar da ki düşüşlerin orta vadede ekonomimiz için teşkil ettiği risklere göz atacağız.

İhracat Arttı İthalat Düştü Ama

4 Şubat’ta açıklanan Ocak ayı Ekonomik Verilerinde Türk Ekonomisinin dış ticaret açığının, 2018 Ocak ayına kıyasla 9.1 Milyar Dolar’dan, 2,3 Milyar Dolara gerilediği görülmekte. Fakat dış ticaret açığımızdaki bu denli düşüşün sebebi ne yazıkki ülkemizdeki üretimin ihracatı tetiklemesi değil. İhracattaki küçük çaplı bir artış mevcut olsa da bu durumun asıl nedeni dış ticaret hacmimizdeki daralma. Verilere bakıldığında yine aynı periyotta Reel Sektör Güven Endeksini’nin %14’lük bir düşüş ile 110.9’dan 95.4’e(Tablo 1.2) gerilemiş durumda(Mevsimsellikten arındırılmış).

RSGE’nin 100 baz puanın altında olması, imalatçının yeni mal üretmek için ve üretimini arttırmak için yeni yatırımları hayata geçirmek. Uygun koşulların olmadığını gösterirken, bu endeksinin aylardır düşüş trendinde olması. Türk Sanayi Sektörü için işlerin yolunda olmadığını gösteriyor. Kapasite kullanım oranının ise ocak ayında %74’e kadar gerilemesi, üretimi arttıracak yatırımların aksine zamanla imalat sektöründeki küçülmeye dahi işaret olabilir.

Peki ülkemizdeki sanayi sektörü bu denli zor bir dönem geçirirken. Üretimdeki gerilemeye rağmen nasıl oluyor da ihracatımız da artış ve dış ticaret açığımızda daralma meydana geliyor? Bunun cevabı ise Dolar/TL kuru. Her ne kadar Türk Lirası kısa vadede Ağustos sonrası Dolar karşısında %25’in üstünde değer kazansa da, 15 Temmuz’dan itibaren %80’e yakın değer kaybetmiş durumda.

Mevsimlikten arındırılmış reel kesim güven endeksi
Usdtr/Dolar

Doların Düşmesi Rekabeti Arttırdı

Türk Lirası’ndaki bu ağır değer kaybı. Türk Ekonomisi’nin dış alım gücünü düşürürken. Dış piyasalarda rekabet etme konusunda ise büyük bir avantaj sağlamıştır. Örnek olarak Usd/Try kuru 3 iken, 30 TL’lik ayakkabıyı 10 Euro’ya alan bir dış alıcı, kurun 5’e yükselmesi ile ayakkabının fiyatının TL bazında sabit kalmasına karşın ayakkabıyı artık 6 Euro’ya alabilmektedir.

Bu sebepten ötürü ülkemiz malları iç piyasada fiyat değişikliği yaşamamasına rağmen dış alıcılar için daha cazip hale gelmiş ve Türk Ekonomisi’nin ihracatı artış göstermiştir. Fakat bu denli bir değer kaybına rağmen ihracattaki artış tatmin edici seviyede olmamıştır. Bunun sebebi ise Türk Sanayi’nin hammadde ve ara mal konusunda dışa bağımlı bir durumda oluşu. Türk Sanayi sektörü ara mallarını Dolar kuru üzerinden ithal etmek zorunda olduğu için bu durum sanayi sektörü için büyük bir külfet oluşturdu. Ve sanayideki üretim, dış talepteki artışa rağmen yeterli büyümeyi gösteremedi.

Dış Ticaret Açığı Daralıyor

Fakat son dönemde Türk Sanayi’sinde bu konuda önemli adımlar atılmış durumda ve ara mal konusunda dışa bağımlılık gitgide azalmaktadır. Bunun da orta vadede olumlu etkisi kaçınılmaz olacaktır. Şimdi bu dış ticaret açığındaki daralmanın asıl sebebine gelirsek, artan döviz kuru ile ülkemizin dış piyasalara karşı alım gücü düştü ve maliyet enflasyonu sonucunda ülkemizdeki ithal mal fiyatlarında büyük bir artış gerçekleşti. Bu sebepten ötürü Türk Ekonomisi’nde ithal mallara olan talebi düştü bu da ithalatı aşağı çekerek dış ticaret açığını düşürdü.

Dolar kurundaki bu artış yerli üretimin tetiklenmesi için çok önemli bir fırsat olarak görülse de. Önümüzdeki birkaç yıl boyunca son yıllarda yakalan %7’lik büyümeleri unutmamız gerekecek. Çünkü ithal ederek büyüyen bir ülke olan Türkiye, bu büyük büyüme rakamlarını yaşadığı dönemlerde dış ticaret açığında da büyük bir artış yaşanması sebebiyle resesyon kaçınılmaz duruma gelmişti.

Bu tip kontrolsüz büyümeler yerine daha sağlam büyüyebilecek bir ekonominin temellerinin atılması için  şu an büyük bir şans mevcut. Eğer ki dış talebin azaldığı bu dönemde yerli teşvikleri ile sanayideki ve özellikle sanayideki ara mallardaki dışa bağımlılık azaltılabilmesi Türk Ekonomisi için çok önemli bir adım olacak ve orta ve uzun vadede daha sağlam büyüme sağlayacaktır.

Sanayi ve Turizmi Öncü

Şüphesiz ki, ekonomik büyümenin %2-%3’lere kadar gerileyeceği hatta gerilediği bu dönemde kurun yüksek olması en iyi dostumuz olacaktır. Çünkü bu %2-%3’lük büyümeyi sağlayacak sektörlerin başında sanayi ve turizm geliyor. Kurdaki artış ile bu alandaki rekabette bir adım öne çıkmış durumdayız. Ve kısa vadede bu ihracata dayalı sanayi ve turizm sektörleri dışında büyümeye büyük çaplı bir katkı sağlayabilecek bir sektör mevcut değil. Turizm ve ihracat sanayi sektörlerindeki kur avantajının kaybedilmesi ise ülke ekonomisi için stagflasyon riski taşıyor.

İç piyasa sipariş miktarı eğilimi

(Kurdaki düşüş, orta vadede ithalata dayalı büyüme sağlayacak da olsa, bu büyüme geçmiş yıllarda görüldüğü üzere kalıcı olmayacaktır.) Bu sebepten ötürü kurdaki düşüş her ne kadar kulağa hoş gelse de, detaylara inildiğinde aslında o kadar da güllük gülistanlık bir durum olmadığı ortaya çıkıyor.

Yukarıdaki tabloda(2.6) da görüldüğü gibi sanayi sektöründe iç talepte çok büyük bir düşüş yaşanmış. Fakat buna rağmen dış talepteki artış trendi sanayi sektörünün ayakta kalmasını sağlayan ana etmen durumunda. Bu dış talebin kaybedilmesi durumda sanayi sektöründe çöküş kaçınılmaz hale gelebilir.

Sonuç olarak, her ne kadar Türk Lirası’nın, Dolar karşısındaki değer kaybı ülkemizdeki neredeyse sektörü ve her insanı büyük anlamda etkilemiş olsa da. Bu durum olumlu olarak kullanıldığında çok büyük bir avantaja çevrilebilir. Dış alım gücünün düşmesi sebebiyle dışa bağımlılık azaltılabilir. Yerli üretim arttırılabilir ve elde edilen rekabet avantajı ile ihracat konusunda büyük artışlar sağlanabilir.

Nitekim, Çin ve Japonya örneklerine bakıldığında, bu ülkeler yıllar boyu yerli paralarının Dolar karşısında değer kaybetmesini sağladılar. Ve doğru ekonomik hamleler ile ihracat konusunda şu an küresel piyasada önemli bir yer edindiler. Fakat hiçbir zaman, ayakta kalmakta bin bir zorluk çeken sanayicisinin rahat bir nefesi almasını sağlamadan veya seçim kaygısı gütmeden gerekli reform adımlarını atmadan bu darboğazdan çıkışın mümkün olmadığını unutmamalı.

Benzer İçerikler

Enflasyon nedir ve çeşitleri nelerdir ?

Bullekon

Kpss İktisat Soruları

Bullekon

KISIR DÖNGÜ

Şuheda ARSLAN

Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir
Bullekon